Lizbon Gezi Rehberi – Avrupa’nın Bir Ucu!

by Öykü Yalçın

Avrupa’nın en batısında, sarı tramvaylarını nerede görseniz yokuşlarından ya da sıcak atmosferinden tanıyacağınız, kıtaya Latin ruhu serpiştiren coğrafyayı keşfetmeye gidiyoruz! Doğru ya, denizcilik dendiğinde akla ilk gelen kaşifler ülkesi sensin Portekiz. Bu sefer senin gezgin kaşif Macellan’ın ruhuyla biz seni keşfe çıkalım. Lizbon Gezi Rehberi ile Avrupa’nın bir ucuna seyahat ediyoruz.

Başlamadan önce tüm gezilerime eşlik etmek ve benimle beraber gezmek için Youtube kanalıma abone olmayı unutmayın! Lizbon, Sintra ve Porto Gezi Vloglarımı kanalda bulacaksınız.

Porto Gezi Rehberi yazımı okumak için tıklayın.

Instagram hesabımdan benimle iletişime geçin, tüm seyahat mevzularını konuşalım 🙂

Lizbon Kaç Günde Gezilir?

Portekiz aslında güney sahillerinden tutun, ikonik şehirlerine kadar hakkıyla gezmek için neredeyse 1 haftanızı isteyen bir ülke. Vakit kısıtlı, sahillere inemeyeceğiz ama en azından Lizbon ve Porto’yu gezelim, hatta gitmişken Sintra’ya ve peri masallarına konu olabilecek Pena Palace’a da vakit ayıralım istedik. 4 gecemiz vardı bu seyahati planlarken. Lizbon’u 3 günde rahatlıkla gezersiniz ama biz 2 günde koşturmalı bir tempoyla gezilecek yerleri tamamlayarak Porto’ya fırsat yaratma derdindeydik, nitekim başardık.

Yani Schengen Vizeniz ve 4 tam gününüz varsa Avrupa’nın ta en batısındaki bu ülke sizi bekliyor olacak.

Seyahat Programımız

1.ve 2.gün Lizbon’u gezme ve Lizbon‘da 2 gece konaklama

3.gün 06:30 treni ile Lizbon’dan Porto’ya gitme ve 10:30’da Porto’da inip 24 saat Porto‘yu gezme ve 1 gece konaklama

* Vakit olsaydı Porto’ya yakın Aveiro durağından Costa Nova‘ya gitmek isterdim, değerlendirebilirsiniz.

4.gün 06:30 treni ile Porto’dan Lizbon’a dönüş ve 10:30’da Lizbon’da inip Rossio tren istasyonundan Sintra‘ya 1 saatlik yolculuk yaparak Sintra’yı gezme, akşam Lizbon’a veda gecesi ve konaklama

* Vakit olsaydı Sintra’dan Cabo Roca ve Cascais‘e gitmek isterdim, değerlendirebilirsiniz.

5.gün sabah uçağı ile yurda dönüş

Sintra – Pena Palace

Lizbon’a Nasıl Gidilir? Lizbon Ulaşım

Yukarıda bahsettiğim programı Lizbon’dan veya Porto’dan başlayacak şekilde planlayabilirsiniz çünkü İstanbul’dan THY hem Lizbon’a hem Porto’ya uçuyor. THY dışında da bir firma seçeneği yok çünkü Türkiye’den uçan diğer firma Air Portugal, onlar da ortak uçuş gerçekleştiriyorlar. Bu sebeple Portekiz için kampanya kovalamak şart. Biz THY kampanyası ile 2 kişi git gel 1400 TL’ye bilet aldık. 4,5 saatlik bir uçuş olduğu göz önüne alınırsa çok başarılı!

Ana destinasyonumuzu Lizbon olarak seçtiğimiz seyahatimizde bu karardan dolayı kendimi tebrik ediyorum! Aramızda kalsın ama şehir hayatını daha çok sevdiğimden olsa gerek çoğu insanın aksine Lizbon benim için Porto’yu solladı.

Lizbon Havaalanı’ndan Şehre Ulaşım

Makinelerden biletinizi alın ve kırmızı hattın metrosuna binin. Tek seferlik bilet alırsanız 1 saat içinde aktarma yapabilirsiniz. Eğer şehre erken varıyorsanız ve o gün gezecekseniz 24 saatlik bilet de düşünebilirsiniz. Tüm Portekiz gezim boyunca bilet kontrolünün çok iyi yapıldığını gördüm. Bilet almadan geçerim diye düşünen çakallar, burada öyle bir şey yok.

Lizbon Porto Arası Ulaşım Nasıl Yapılır?

Otobüsün gereksiz olduğunu düşünerek pas geçiyorum ve geriye iki seçenek kalıyor. Lizbon Porto arası yolculuğu trenle mi yapmalı, araba mı kiralamalı?

Eğer Portekiz geziniz 1 hafta civarındaysa ve güney sahillerine inecekseniz araba şart olacak, bu durumda arabayla gider ve otoban ücreti olarak 25 Euro’ya katlanırsınız. Aksi halde hem Lizbon hem Porto asla araba ile gezilecek şehirler değil, tam tersine park problemi hem dert hem maliyet. Sözün özü iyi ki tren seçeneğini kullanmışız ve kafamız rahat keyifle yolculuk yapmışız diyorum. 06:30 trenleri günü çok efektif kullanmamızı sağladı. Zaten Portekiz bizden 2 saat geride olduğu için biyolojik saatimiz 08:30 hissediyordu, hiç sıkıntı yaşamadık 🙂 Tren biletinizi buradan alabilirsiniz.

Lizbon Şehiriçi Ulaşım Nasıl Yapılır? En Ekonomik Lizbon Ulaşım Seçeneği

Lizbon yokuşlarında zaten bir ah uh çekeceksiniz ama her ne kadar yürüyerek gezmek çok keyifli olsa da bu şehirde metroya binme ihtiyacı duyacağınız yerler olacak. Mesela Belem semti için kesin ulaşım aracı kullanacaksınız. Ya da meşhur 28 numaralı sarı tramvay ile şehri gezmek isteyeceksiniz. Ya da Lizbon’un seyir terasları için asansörleri kullanacak, nostaljik fünikülerin tadına bakacaksınız. Bunlardan birini bile yapsanız her şekilde en mantıklısı günlük bilet almak. Fiyatı da bence aşırı uygun, turistler çok şanslı bu şehirde. 24 saatlik bilet 6,30 Euro ve sonra kafa rahat.

Lizbon Konaklama Önerisi – Lizbon’da Nerede Kalınır?

Lizbon denildiğinde akla 3 semt geliyor. Baixa-Chiado, Bairro Alto, Alfama. Biz konaklamayı 28 numaralı meşhur tarihi tramvayın daracık sokaklardan geçtiği Alfama’da ayarladık. Alfama – Lisbon Lounge Suites otelimizden de semtten de çok memnun kaldık ama biraz tuzluydu. Porto’dan döndükten sonra son gecemizde şehre yine çok yakın bir misafirhane olan Lisbonera Guest House da bir oda kiraladık ve ortak tuvaletli bir daire olmasına rağmen inanılmaz temizdi, keşke hep burada kalsaymışız dedik. İkisini de sizin için buraya bırakıyorum.

Portekiz Gezi Maliyeti – Seyahat Bütçemiz ( 2 kişilik toplam )

  • Uçak Bileti: 1400 TL
  • Konaklama: 280 Euro ( 80 Euro kar edebilirdik dediğim 2.konakladığımız yeri önceden bulabilseydik!)
  • Lizbon – Porto Ulaşım / Tren: 76 Euro
  • Diğer Ulaşım: 32 Euro + 10 Euro Sintra Tren Biletleri + 10 Euro Sintra tren istasyonundan tuktuk ile Pena Sarayı’na ulaşım
  • Yeme – İçme: 200 Euro

Lizbon Gezilecek Yerler & Lizbon Gezi Rotamız

MERHABA ALFAMA! BİZ GELDİK 

Eski semt kokusu var üstünde. Tarihi, ancak sarı tramvayın geçebileceği genişlikte sokakları, turuncu Lizbon çatılarında seyir terası keyfi yapabileceğiniz Miradouro adı verilen manzara noktaları ve tabii ki Portekizin geleneksel müziği Fado’yu en çok dinleme olanağı bulabileceğiniz mekanları. Sözün özü kesinlikle davetkar, kesinlikle pişman etmez.

Miradouro de Santa Luzia’da gitar çalan bir çocuk var akşamları da Portas do Sol’a geçiyor. Benim için bir gün batımında onu dinlemeye giderseniz kulaklarımı çınlatın! Ne de olsa “‘En büyük hayalim gün batımı görmediğim ülke kalmaması!”

Bu bahsettiğim seyir teraslarından aşağı doğru indiğinizde karşınıza Se Katedrali çıkacak, yani Lizbon Katedrali. Kıyafetiniz uygunsa geçmişte camii olarak yapılmış bu kilisenin içine girin, giriş ücreti yok. Bir de çıkışta tam sarı tramvay gelirken onu kilisenin önünde yakalar, kartpostal karesi oluşturursunuz.

Baixa – Chiado‘ya doğru yürümeye devam, zaten ertesi gün bu turistik noktaların hepsini 28 numaralı tarihi tramvay ile göreceğiz ama bir ön keşif geziyi daha keyifli kılıyor.

Lizbon kart ile giriş yapıp manzara izleyebileceğimiz Rua Augusta Takı bu semtteki ilk durağımız. (Tabii ki bu kartı almadık sahilden izlemenin nesi yetmiyor?) Sonra meşhur Augusta caddesi boyunca adeta İstiklal Caddesi’nden yukarı yürür gibi pek çok kez ulaşım için kullanacağınız Rossio durağına doğru yol alıyoruz. Praça Dom Pedro yani Rossio Meydanı’nda çeşme başına geldik mi anlıyoruz, her yerin bir şehir merkezi varsa burası orası olabilir. Portekiz’in meşhur içkisi Ginjinha likörünü içebileceğiniz Ginjinha Bar ve Ginjinha Sem Rival isimli mekanlar da bu meydanda hatta.

Burada bir gün çeşmede marşlar eşliğinde birbirini ıslatan kalabalık öğrenci grubuna denk geldik. Sorduğumuzda öğrendik ki bu ilk sınıflara yapılan bir olaymış ve bu şekilde öğrencilikleri resmiyet kazanıyormuş. Aşırı eğlenceli! Tabii şunu da belirteyim Portekiz’de okuyan öğrenciler çok havalı çünkü siyah üniforma giyip pelerin takıyorlar. Adeta HARRY POTTER filminden fırlamış gibi gezen bu öğrenciler söylentiye göre J.K.Rowling’ciğime yani cicianneme de ilham vermiş ki kitapta bu topraklara ait çok iz var. Hogwarts yemek salonu Porto’daki Majestic Cafe‘yi andırırken, ciciannem Porto’da yaşadığı dönemde Felsefe Taşı’nı burada ve meşhur kitapçı Livraria Lello’da yazmış. Salazar Slytherin karakterini bile Portekiz’in ünlü diktatöründen esinlenerek yaratmış. Neyse bu konu hakkında daha çok özele kaçmadan konuyu kapıyorum ama bir nevi biz Potterhead’ler için kutsal topraklar diyebiliriz.

Santa Justa Asansörü ile devam edelim çünkü o da hemen bu meydanın yakınlarında. Ne zaman gitsek önünde her daim sıra olan bu 19.asırdan kalma asansörde 24 saatlik biletiniz varsa ücretsiz yukarı çıkabiliyor, manzara izleyebiliyorsunuz. Aksi halde 5,15 Euro ücreti var. Hoş asansörle çıktığınızda da biletiniz olsun olmasın 1,50 Euro verip asıl Lizbon’a tepeden seslenebileceğiniz noktaya ulaşıyorsunuz. Ama dediğim gibi ne sıra ne sıra!

Akşam yemeğimizi buraya pek yakın Cervejaria Ramiro‘da yedik! Lizbon’un en iyi deniz ürünleri burada dediler doğru çıktı. Lakin gittiğimizde otomattan sıra aldık ve tam 2 saat bekledik. Ne popülermiş! Mutlaka karides yemelisiniz. Midyesi de güzeldi ama o sarımsaklı ekmekleri ve bol sarımsaklı karidesi resmen dillere destandı! 2 kişi içkiler dahil 30 Euro hesap ödedik.

İKİNCİ GÜN GÖZÜMÜZÜ 28 NOLU TRAMVAYDA AÇTIK!

Sarı tramvayda istediğim gibi oturarak, keyifli keyifli de fotoğraf çekerek yolculuk yapmak istediğim için sabah Copenhagen Coffee Lab de kahvaltı sonrası soluğu tramvayın başlangıç durağı Martim Moniz‘de aldık. Campo Ourique durağına kadar turist olmanın tüm mutluluğunu taşıdığım nostaljik bir yolculuk yaptım! Günlük biletiniz yoksa içeride 2,90 Euro ödeyerek binebilirsiniz. Dikkat içeride 24 saatlik bilet satılmıyor, onları ancak metro istasyonlarından alabilirsiniz.

Campo Ourique durağına gelmeden Elevador da Bica‘yı göreceksiniz. İster yolu tamamlayıp tekrar binin gelin ister orada inin ama güzel bir tramvay fotoğrafı çektirmek için Bica mutlaka listenizdeki duraklardan olsun. Tek yön ücreti 3,90 Euro, 24 saatlik biletiniz varsa bunu da kapsıyor. Biz fotoğraf işini hallettikten sonra bununla aşağı indik.

Aşağı indiğinizde duraktan kalkan 714 nolu otobüs sizi LX Factory’e götürecek. Calvario durağında inip 4-5 dakika yürüyerek 1846’dan 2008 yılına kadar fabrika olan bu tesisi gezebilirsiniz. İçinde bol bol konsept kafe, restaurant, tasarım dükkanlar var. Biz burada Dogs adlı mekanda hotdog yemeği tercih ettik, baya güzeldi. Kocaman bir hotdog 7,5 Euro. Ler Devegar isimli kitapçı çok büyük, gezilesi ve güzel fotoğraf kareleri sunuyor. Buradan hatıra olarak bir kartpostal aldım. Rio Maravilha da köprü manzarası isteyenler için güzel bir seçenek olur.

LX Factory

Köprü demişken, evet Lizbon’da gördüğünüz o kırmızı köprü adeta San Francisco’nun Golden Gate’i! Bir de yanında Brezilya Rio’daki İsa Heykeli’ne çok benzeyen Cristo Rei var.

Şimdi rotada Belem bölgesi var, neredeyse şehir merkezine en uzak semt. Tabii ki ilk olarak Nata tatlısı yemeğe Pasteis De Belem‘e gidiyoruz ve Umur 6 tane Nata yiyerek Portekiz’in geleneksel tatlısına bayıldığını herkese gösteriyor! Çok ünlü bir yer olmasına rağmen tanesi 1,10 Euro.

Manastırda çalışan rahiplerin kazanç elde etmek için yaptıkları meşhur tatlı Nata’nın satıldığı bu pastanenin hemen yanında ise Unesco listesinde yer alan görkemli Jeronimos Manastırı var. Giriş ücreti 6 Euro, Lizbon kart ile ücretsiz.

Belem Kulesi  ve Kaşifler Anıtı buradaki son durağımız. Kuleye giriş ücreti 6 Euro, Lizbon kart ile ücretsiz. Bence kulenin en güzel fotoğrafını sahile yakın merdivenlerden çekersiniz. Oturup dalgaları izlemek huzur vericiydi.

Belem’den dönüşte 15E tramvayı ile Cais Do Sodre ye gidebilirsiniz. Kuleden binmez de manastırdan binerseniz aşırı kalabalık olabilir bu sebeple dediğim pastane, manastır, kule gezi sıralaması çok mantıklı.

SONUNDA SENDEYİZ CAİS DO SODRE! YAVAŞ YAVAŞ LİZBON VEDASI

Hazır açıkmışız hemen Time Out Market (Mercado da Ribeira) e daldık. Bayılıyorum böyle birçok standın bir arada yer aldığı her türlü yemeği yiyebileceğiniz yerlere. Burada biraz keyif yapıyoruz ve tam çıkarken Belem Pastanesi’nin en büyük rakibi Manteigaria’da yine Nata atıp Pink Street’e geçiyoruz.

Aslında niyetim adı üzerindeki bu pembe caddeye akşam gelip o gece hayatını görmekti ama ne mümkün, her sabah 06:30’da kalkıp gezmeye başlıyoruz. Kentsel yenileme projesinde pembeye boyanarak Instagram’a sunulmuş bir nimet olmuş burası da!

Pink Street

Tamam artık dönüyoruz son bir yemek yiyelim derken Elevador da Gloria’nın hemen yanındaki Miradouro Sao Pedro terasını keşfediyoruz. Hiç hesapta yokken spontane bir gece yaşamak ne güzel. Çok şanslıyız çünkü terasa panayır kurulmuş, sokak lambaları altında şahane bir grup çalıyor, Sangria içip sokak yemeği yiyoruz.

Daha iyi bir veda olamazdı!

Birkaç  Not:

  • Masaya size sormadan getirilen zeytin, ekmek gibi her şey ücretli. Dilerseniz geri gönderebilirsiniz.
  • Suları çok normal ve her yerde normal gazsız içme suyu bulabiliyorsunuz.
  • Konserveleri çok meşhur, çok da tatlı görünüyorlar. Merkezdeki dükkanlardan ya da marketlerden alıp deneyebilirsiniz.
  • Çini işinde uzaya ulaşmışlar, muhteşem el işi ürünleri var. Meraklısıysanız tezgah tezgah gezerken kendinizi kaybedebilirsiniz.
  • Her yerde ismi çok keyifsiz ama tadı güzel olan Super Bock birası göreceksiniz. Bence tadı güzel ama unutmayın bu toprakların şarapları da çok meşhur. Özellikle Porto şarapları.
  • Se Mea, A Cevicheria, Lost In – Esplanada Bar gitmek istediğim mekanlardı ama fırsat olmadı. Aklınızda bulunsun.

Ucuz Uçak Bileti Nasıl Bulunur yazım için tıklayın.

10 Soruyla Bir Seyahat Nasıl Planlanır yazım için tıklayın.

Selanik Gezi Rehberi yazım için tıklayın.

Ohrid Gezi Rehberi yazım için tıklayın.

Karadağ Budva Kotor Gezi Rehberi yazım için tıklayın.

Mostar Gezi Rehberi yazım için tıklayın.

Sizinle tüm tecrübelerimi paylaşarak seyahatinizin mükemmel olması için elimden geleni yapmaya çalıştım! Tüm sorularınızı ve yazımla ilgili yorumlarınızı aşağıda yorum kısmına bırakırsanız beni çok mutlu edersiniz.

Bu geziye ait tüm detaylar @oykununoykuleri instagram hesabımda!

Beni ve daha birçok fotoğrafımı instagram ve facebook adreslerimden takip edebilirsiniz.

Bunları da sevebilirsiniz...

6 comments

İlknur Ekim 22, 2018 - 10:09 am

Yılın en iyi pozlarından biri Belem Kulesi önü ❤️ kocaman bir kalp size ❤️

Reply
Öykü Yalçın Ekim 24, 2018 - 8:25 am

Çok teşekkürler <3 Her yazıya Instagramlık en iyi pozların lokasyonunu bırakmaya çalışıyorum!

Reply
Görkem Yüksel Ekim 27, 2018 - 2:19 pm

Öykü’cüm yine keyif dolu bir yazı olmuş, biraz geç olsa da okuyabildim 🙂 Benim açımdan daha güzel bi anımsama olamazdı. Fotoğraflarınız yine harika, vlogu da merakla bekliyorum !

Reply
Öykü Yalçın Ekim 29, 2018 - 2:39 pm

Senden bunu duymak ne güzel Görkem! Çok teşekkürler, beğenmene çok sevindim. Vlog en kısa sürede Youtube kanalımda olacak 🙂

Reply
Seda Kasım 19, 2018 - 8:03 am

Sevgili Oyku,
İki gunluk Lizbon seyahatimize arastirma yapmadan cikmak zorunda kalmistik. Elimde sadece senin burada yazdigin yazi vardi ve bizi sanki yanimizdaymissin gibi o kadar guzel gezdirdin ki! Blogun lutfen hep devam etsin, iyi ki varsin :*

Reply
Öykü Yalçın Kasım 19, 2018 - 8:42 am

Çok sevindim faydalı olmasına! Düşüncelerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Böyle seyahat sonrası geri bildirim almak beni çok mutlu ediyor 🙂

Reply

Leave a Comment