Beyrut Gezi Rehberi

by Öykü Yalçın

“Coğrafya kaderdir” sözü senin için söylenmiş olabilir mi sevgili Beyrut? Al bu şehri Orta Avrupa’ya koy Budapeşte olur lakin Orta Doğu’da olunca herkesin önyargılarla yaklaştığı bir Arap ülkesi oluyor. Bu algı yıkılsın. Sokaklarında yürürken mimarisine hayran kalmanız, yeni ve eskinin kozmopolitliğini tek şehirde bulabilmeniz, son olarak da lezzetli mutfağına hayran olup en az üç kilo alarak dönmeniz için Beyrut Gezi Rehberi yazıma başlıyorum.

Kasım 2019’da, sevgili eşim Umur tarafından, “Hadi valiz hazırla yarın sürpriz bir seyahate çıkıyoruz.” söylemiyle 24 saat içinde kendimi havaalanında buldum ve nereye gittiğimizi de tam orada öğrendim. Beyrut! O kadar uzun zamandır istiyor, o kadar uzun zamandır bekliyordum ki ne kadar hazırlıksız yakalansam da seyahatin şahane geçeceğine emindim. Üstelik ayaklanma döneminde Beyrut’a gidiyorduk. Tam delilik! Neyse ki kelimenin tam anlamıyla leziz bir geziydi ve size anlatmak için sabırsızlanıyorum. Hazırsanız Orta Doğu’nun Paris’i için kemerleri bağlayalım.

Başlamadan önce tüm gezilerime eşlik etmek ve benimle beraber gezmek için Youtube kanalıma abone olmayı unutmayın!

Instagram hesabımdan benimle iletişime geçin, tüm seyahat mevzularını konuşalım 🙂

Beyrut Güvenli mi?

Beyrut; Suriye, İsrail ve Ürdün tarafından çevrelenmiş Lübnan’ın başkenti olduğundan, coğrafya gereği tehlikeli görülüyor. Tabii bir de tarihe kazınmış iç savaş konusu var. Biz de seyahatte aile ve arkadaşlarımızdan “Ne gerek var, eksik kalsaydı” gibi olumsuz cümleler duyduk ama halkın devrim talebiyle devlete karşı ayaklanma gerçekleştirdiği bir döneminde gitmiş olmamıza rağmen başımıza bir şey gelmedi, hatta gergin veya tehlikeli bir durum bile yaşamadık. O yüzden iyi ki eksik kalmamış.

Lübnan ile İlgili Gözlemler

Lübnan zengin bir ülke. Bir yanda Dubai gibi çok lüks bir hayatın izlerini görebileceğiniz marinalar, gökdelenler varken; 5 km ilerlediğinizde bir anda İstiklal caddesinin alt sokaklarında hissediyorsunuz kendinizi. Özetle çok kozmopolit. Yer yer de mimariye hayran olup Avrupa’da oluyorsunuz.

İnsanları çok sıcakkanlı, Türkleri seviyorlar. Dışarıdan bakıldığında Arapça konuşan Avrupalı gibiler. Müslüman çoğunluğun yanında sayısı hiç de az olmayan Ermeni kesim olduğundan Hristiyanlara da çok saygılılar. Yani cami ile kilise arası iki sokak olan ülkelerden birindesiniz. Sonuç olarak bir zamanlar Osmanlı toprağı olduğu için ortak noktamız çok, kanımız kaynadı, biz sevdik.

Beyrut Pahalı mı Ucuz mu?

Biz Dubai’de yaşadığımız için, yaşadığımız yerle kıyasladığımızda pahalı değildi ama TL düşünürsek kesinlikle pahalı. Lübnan Lirası para birimleri olsa da her şey dolara endeksli, hatta çoğu yer dolar bile kabul ediyor. Konaklamayı ve bileti ucuza getirdiğinizde yine de gidilmesi gereken bir destinasyon. O yüzden gözünüz korkmasın.

Beyrut’a Ne Zaman Gidilir?

Kışın soğuğu soğuk, yazın da sıcağı sıcak olduğundan bence bahar aylarını tercih ederseniz seyahatiniz çok daha keyifli olur. Kasım ayında gitmek bizim için iyi bir tercihti çünkü hava Türkiye Kasım’ı gibi değil maksimum Eylül’dü. Güneşli, yarım kol t-shirt bir seyahat geçirdik.

Beyrut Kaç Günde Gezilir?

Hamra ve Downtown bölgesini 1 günde gezersiniz. Mar Mikhael ve Gemmayze için de 1 gün verelim. Yani Beyrut için 2 güne ihtiyacınız var. Lakin Beyrut’a kadar gelmişken yakınlarda gezilecek yerler var. Bunun için 1 gün öncelik verin dediğim Byblos, Jeita Grotto, Harissa turunu yapmalısınız. Dilerseniz 1 gün de Baalbek, Chateau Ksara, Stone of the Pregnant Woman rotasını yapabilirsiniz. Özetle minimum 3, dilerseniz 4 gün diyelim. Daha azı tabii olur ama o kadar yeme içme seçeneğini tatmaya yetmez.

Beyrut Ulaşım

Biz Dubai’de yaşadığımız için Beyrut’a daha uzun bir mesafe uçarak Emirates Havayolları ile ulaştık lakin İstanbul’dan çok daha kolay. Özellikle Pegasus’un uygun fiyatlı uçuşları bulunuyor. Üstelik 2 saat gibi kısa bir sürede varıyorsunuz. En güzeli Beyrut Türklere VİZESİZ. Sadece önceden pasaportunuzda İsrail damgası olmamalı.

Beyrut Havaalanından Şehre Ulaşım

Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havaalanı’na indiğimizde her yerden taksiciler üzerimize koşmaya başladı. Taksimetre açılmadan pazarlıkla bir yerden bir yere ulaştığınız şehirlerden biri burası. O yüzden direkt Uber yaptık ve Hamra’daki otelimize 17$ ödeyerek ulaştık.

Beyrut Şehiriçi Ulaşım

Yukarıda bahsettiğim taksi gerginliğini ve kazıklanma korkusunu yaşamamak için yürümediğimiz zamanlarda tüm şehri Uber kullanarak gezdik. Ortalama bir yerden bir yere genelde 5$ civarında tuttu. Bence siz de bu yolu izleyin, araba kiralamayı hiç düşünmeyin. Hem olağanüstü bir trafik var hem de herkes çarpışan araba kullanırcasına trafikte takılıyor. Riske gerek yok. Toplu taşıma da maalesef bir seçenek değil. Bir de maalesef etrafta çok korna sesi var.

Beyrut’da Nerede Kalınır? Beyrut Otel Önerisi

Beyrut’ta konaklama fiyatlarına baktığınızda, Downtown şehrin merkezi olduğu için bir tık yüksek olduğunu görüyorsunuz. Hamra bunun için iyi bir alternatif çünkü bizim Taksim’imiz gibi. Eğer çok mekan keşfetmek ve akşamları da içmek istiyorum derseniz şehrin Cihangir’i Mar Mikhael ve Gemmayze‘i tercih edebilirsiniz.

Biz Hamra’da Bella Riva Hotel‘de 4 gece konakladık ve gayet güzel bir kahvaltısı olan bu otelimizin gecelik fiyatı 50$’dı. Biz memnun kaldık ama daha Hamra’nın içinde olsun isterseniz aynı fiyatlardaki The J Hotel‘in konumu daha iyiydi. Odaya göre karar verin çünkü 5-6 dakikalık yürümeden bahsediyoruz.

Beyrut Gezilecek Yerler

Beyrut’a ayak basıp otele ulaştıktan sonra hemen kendimizi dışarı attık ve herkesin öve öve bitiremediği Lübnan mutfağına giriş yapmak için Gemmayze bölgesinde Le Chef‘te başladık ziyafete. Bu esnaf lokantasında denediğimiz lezzetler; Fatteh, karnabahar kızartma susam soslu, etli fıstıklı humus, tabbouleh salatası ve öğlen Arak’ı yani Lübnan rakısıydı. İşte o an anladık bu seyahatten minimum üç kilo alıp döneriz biz. Burada 2 arak ve tüm yemekler için 26$ hesap ödedik. Mekan sahibi çok sempatik bir amcaydı, bizle yer yer Türkçe konuşmaya çalışması da çok tatlıydı.

Yemeği yedikten ve kendimize geldikten sonra, Gemmayze sokaklarında başlayan yürüyüşümüz Mar Mikhael‘e doğru devam etti. Burası şehrin Cihangir, Karaköy gibi; çeşitli konsept mekanları olan, sokakları yer yer murallar ile süslenmiş, binalarına bayıldığımız bir bölgesi oldu.

Mar Mikhael’de canım Foursquare sağ olsun şahane bir kafe bulduk, adı Kalei Coffee Co. Bahçesinde keyif yapıp birer yorgunluk kahvesi içtikten sonra ilk günü sonlandırmak için Hamra’ya döndük ve Ferdinand isimli minnoş bir barda Happy Hour kokteylleri ile Beyrut’un ilk gecesini kucakladık. Kalei’de 2 kahve 1 kek için 10$ öderken, Ferdinand’da da 3-4 kokteyle 36$ verdik.

Unutmadan söylemeliyim ki Beyrut’un gece hayatı çok meşhur. O partilerin tadına varma hayali ile gitmiştik ama ayaklanma nedeniyle tüm gece kulüpleri kapalıydı. Umarım siz açık yakalarsınız. Mesela mekan olarak İris aklınızda bulunsun.

İkinci güne Ulusal Müze ve karşısında yer alan Kahramanlık Anıtı ile başladık. Müzenin girişi kişi başı 6,5$.

Cadde üzerinde yer alan Green Line ise, Beit Beirut‘un hemen karşısı. Burası, bir dönem şehir Müslüman ve Hristiyan olarak ikiye ayrıldığında, birbiri arasında geçiş yokken çıkan yeşillikler sebebiyle bu ismi almış. Ziyaretimiz sırasındaki ayaklanma ise iç savaştan farklı olarak aslında kendi aralarında değil, yolsuzluklar nedeniyle halkın devlete karşı yaptığı bir örgütlenme.

Buradan hemen yakınlarda olan Em Sherif‘e geldik. Kişi başı 45$ vererek yirmi küsur çeşit yemek denedik. Denedik diyorum çünkü o kadar yemeği bitirmemiz mümkün değildi! Hepsi çok lezzetliydi, burayı mutlaka denemelisiniz. Rezervasyon ciddi problem olabiliyormuş, o sebeple seyahatin son günlerine bırakmayın. İçkiler ekstra.

Buradan akşam Downtown bölgesine geçerek şehir merkezini gece gördük. Örgütlenmenin olduğu bölgede camları yıkılmış binalar, terk edilmiş ve içinde çiçekler olan bir araba bizi karşıladı. Bu araba bir kızın aracıyken ayaklanmada yandığı için herkes içine çiçekler bırakmış ve bağış yapmaya başlamış. 10 bin Dolar toplanmış!

Downtown’a mutlaka gündüz de gelin ve Avrupa’ya ne kadar benzediğini görün. Hele o lüks markaların olduğu cadde Beirut Souks adeta Beyrut’tan Brüksel’e açılan kapı.

Biz Downtown’dan biraz daha yürüyerek asıl gitmek istediğimiz Zaytouna Bay‘e gittik. Burası Dubai’ye çok benzeyen bir marina bölgesi. Lüks gökdelenler altında Leila isimli mekanda nargile içip deniz keyfi yaptık. 3 bira, 1 kahve ve 1 nargile için 34$ ödedik.

Geceyi sonlandırmak için son durağımız ise Hamra bölgesinde gerçekten kendinizi evinizde hissedeceğiniz, kokteyllerine bayıldığımız Ales & Tales‘e gittik. Kokteylim Tibet Çanağı’nda geldiği için ayrıca mutluydum! 3 kokteyl ve bir Patatas Bravas 46$ tuttu.

Diğer gün Byblos turumuzu yaptık.

Son günümüzde ise güne şehrin görmezseniz sizi dövecekler noktası, Güvercin Kayalıkları‘na gittik. Pigeon Rock‘ın bir numarası yok ama görmeden olmuyor işte. Buradan tekrar Downtown’a geçtiğimizde eski Holiday Inn (Ras Beirut) oteline gittik. 1970’lerdeki iç savaş sırasında, açıldıktan 1 yıl sonra bu hale gelip bir daha da hiç hizmet verememiş. Buralarda suikaste kurban giden çok sevdikleri başkanlarının öldürüldüğü yer de var ama biz gezerken denk gelemedik.

Mohammad Al-Amin Mosque yani mavi kubbeli cami Downtown’un merkezi diyebiliriz. Karşısında Roma hamamları ve kiliselerle birlikte iki dinin birlikte yaşadığı şehri görebiliyoruz.

Buradan son akşamımızı sonlandırmak için yine Gemmayze bölgesine yürüdük ve bu sefer bir Ermeni restaurantı olan Mayrig‘i denedik. Fiyatlar bir tık yüksek geldi ama yediklerimizi paylaşayım. Çiğ köfteyi hiç sevmedik, pastırmalı humus güzeldi. Kısırı da farklıydı ama sevdik. En çok mantısını sevdim ben, onu denemek isteyebilirsiniz. Tüm masa ve 2 arak için 64$ ödedik.

Daha sonra da konseptine bayıldığımız Aaliya’s Book‘a gidip kafe & bar & kitapçı olan mekanda önce kahve sonra sıcak şarap içtik. 2 kahve 2 sıcak şarap 18$’dı. Buradan da Torino Express‘e geçip Beyrut’un son kokteylini içerek bu güzel şehre veda ettik.

Giderayak meşhur Al Falamaki‘de de birkaç meze ve arak eşliğinde nargile içtik. Ben burayı da çok sevdim. 49$ hesap ödedik.

Beyrut Civarında Gezilecek Diğer Yerler

Yukarıda seyahatinizi kaç gün planlayacağınızı anlatırken bahsettiğim civardaki gezilecek yerlerden Byblos, Jeita, Haressa rotasını yapmayı tercih ettiğim için size onu anlatabileceğim. Bu gezi için daha önce arkadaşımızın aynı rotayı yaptığı bir Uber şoförü ile anlaştık. Çünkü üç destinasyon da Beyrut dışında ve aralarında da mesafeler var. Araba kiralamayı tercih etmiyorsanız ki bence etmeyin çünkü sabahtan akşama yoğun bir program gerçekleştiriyorsunuz, böyle bir şoförle anlaşmak çok iyi oluyor. Siz orada tanıştığınız bir taksici ile de pazarlık yapıp anlaşabilirsiniz ama bizimkinin telefon numarasını isterseniz bana Instagram adresim @oykununoykuleri üzerinden yazabilirsiniz. Biz zamanı dilediğimiz gibi kullanabileceğimiz bu turu yapmak için şoförle 1 günlüğü 80$’a anlaştık.

Jeitta Grosso

Sabah 09:30 civarında otelden çıkıp, ilk durağımıza yani görsel bir ziyafet olan Jeitta Grosso kireçtaşı mağarasına ulaştık. Dünyanın yedi harikası arasına girmesi planlanmış ama 14. sıralarda kalmış, iki katlı şahane bir mağara. Üst katı için önce teleferikle yukarı çıkıp yürüyerek mağarayı geziyorsunuz. Daha sonra aşağı inip alt mağarayı da tekneyle geziyorsunuz. Sarkıtlar inanılmaz güzellikte. Maalesef içeride fotoğraf çekmek yasak, hem de dolaplara telefon kilitlediğiniz katı kurallarla. Yine de mutlaka gidin, görün derim. Mağaraya giriş ücreti kişi başı 12$.

Fotoğraf Google’dan alıntı

Harissa – The Lady Of Lebanon

Mağaradan sonra şoförümüz bizi Harissa’ya getirdi ve burada teleferiğe binerek dağın tepesine çıktık. Teleferik güzel bir deniz manzarası sunsa da resmen evlerin balkonundan geçtiği için, şahsen orada oturan insanlara baya üzüldüm. Yukarı çıktığımızda kafede önce bir şeyler içip keyif yaptık sonra Hristiyanlar için Hac bölgesi olarak kabul edilen ve şehri koruduğuna inanılan Meryem Ana heykelini ziyaret ettik. İnanılmaz huzurlu ve saygılı bir ortam vardı. Bu kafede içtiğimiz biralar 33$, teleferik de 15$ tuttu.

Byblos

Adeta şoförümüz tarafından İtalyan kasabası gibi bir yere bırakılmış hissettik bir anda. Bu rotada gördüğümüz en keyifli yerdi. Pembe bir gökyüzü eşliğinde gün batımı yaptık ve çok kaliteli vakit geçirdik. Ki bu çok önemli çünkü hayat mottom, “Gün batımı görmediğimiz ülke kalmasın.” Feniqia isimli tatlı mekanda yemek de yediğimiz için antik kenti ve kaleyi gezmeye zamanımız kalmadı, sadece çarşılarında yürüyüp, sahili keşfedebildik. O sebeple bu günü kapsayan programınıza daha erken saatte başlayabilir ya da Byblos’a daha çok vakit ayırmak isterseniz daha erken gelmeyi tercih edebilirsiniz.

Beyrut Yeme İçme ÖnerileriYetiştiremediklerimiz

Beyrut gezi noktalarında uğradığımız mekanları zaten sizinle paylaştım. Lakin bunun dışında zaman kısıtı ve midemizin çatlamak üzere olması nedenleriyle gidemediğimiz, tavsiye aldığım yerleri de aşağı bırakıyorum.

  • Falafelleri ile meşhur Falafel Sahyoun
  • Manakeesh isimli zahter, kekik içeren pideleri yemek için Barbar Restaurant
  • Çok kişiden duyduğum Enab Beirut
  • Cafe Younes‘te 1935’ten beri hizmet veren kahveci
  • Dubai’de de şubeleri bulunan Abdel Wahab

4 gece konakladığımız Beyrut seyahatimizde toplam 900$ harcamışız.

Nasıl Bu Kadar Çok Geziyorum yazım için tıklayın.

Yurtdışına İlk Defa Çıkacaklara Tavsiyeler yazım için tıklayın.

Ucuz Uçak Bileti Nasıl Bulunur yazım için tıklayın.

Dünyaca Ünlü Festivaller Karnavallar yazım için tıklayın.

10 Soruyla Bir Seyahat Nasıl Planlanır yazım için tıklayın.

Seyahat Etmenin – Hobi Paylaşımının İlişkiler Üzerine Etkisi yazım için tıklayın.

Sizinle tüm Beyrut gezi tecrübelerimi paylaşarak seyahatinizin mükemmel olması için elimden geleni yapmaya çalıştım! Tüm sorularınızı ve yazımla ilgili yorumlarınızı aşağıda yorum kısmına bırakırsanız beni çok mutlu edersiniz.

Beni ve daha birçok fotoğrafımı instagram ve facebook adreslerimden takip edebilirsiniz.

Bunları da sevebilirsiniz...

Leave a Comment